Cep telefonları sağlığa zararlı mı?

Saglik ile ilgili konular

Cep telefonları sağlığa zararlı mı?

Mesajgönderen TB2NMR » Çrş May 16, 2007 1:51 pm

Resim

Günümüzde cep telefonları hayatımızın vazgeçilmez birer parçası olmuş durumda. Dünyada cep telefonu kullanıcı sayısı her geçen gün hızla artıyor. Hepimiz için cep telefonlarına ödediğimiz aylık giderler de artık alışılageldik bir durum olmaya başladı.

Hal böyleyken cep telefonlarıyla ilgili konulara karşı merak ettiklerimiz de hayli fazla. Fotoğraf çekimi, ses kayıt, müzik dinlemek, oyunlar, melodiler ve daha nicesi...

Tüm bunların yanında cep telefonlarının ortaya çıkmasının ardından sürekli sorulan ve belki de en çok merak edilen konu ise sağlığa zararlı olup olmadıkları. Her ne kadar zararlı oldukları konusunda genel bir kanı varsa da mekandan bağımsız olarak hareketli bir şekilde kullanım imkanı sağlaması onları vazgeçilmez kıldı ve bir çeşit tiryakilik yarattı. Biz de bu kadar ilgi çeken bu konuda yapılmış araştırmalara göz attık ve elde ettiğimiz verileri derleyerek yazımız için toparladık.

Aslında cep telefonlarının ve baz istasyonlarının insan sağlığına zararı konusu tamamen elektromanyetik dalgaların sağlığa zararı ile ilgili. Yazıyı okuduktan sonra göreceksiniz ki, sağlığımızı tehdit eden unsur tek başına cep telefonları değil.

Milyarlarca cep telefonu

Şu anda dünyada bir çok ülke nüfusunun yarısından fazlası cep telefonu kullanmakta ve abone sayısı da hızla artıyor. 2007 yılı başında kullanıcı sayısı 1.8 milyar civarında belirlendi. Bu artış ile birlikte doğal olarak GSM şirketlerinin altyapıları da hızlanıyor ve baz istasyonlarının sayısı artıyor.

Baz istasyonları temel anlamda cep telefonlarının veya avuç içi kablosuz cihazların haberleşmesini sağlayan düşük güçlü radyo frekansı yayan antenlerden oluşuyor. Telekomünikasyon Kurumu bilgilerine göre Türkiye'de ülke genelindeki toplam baz istasyonu sayısı web sitesine en son eklenen 2005 Faaliyet Raporu'na göre 21.469 olarak belirlenmiş. 2006 senesindeki artışla birlikte tahminen 25 ila 30 bin arası baz istasyonumuz var.

Kullanılan cep telefonu sayısı da dikkate alınırsa mahallelerde apartman çatılarına veya benzeri yüksek yerlere yerleştirilen bu istasyonların ya da her gün kullandığımız telefonların insanlara etkisinin olup olmadığının bu kadar merak edilmesi normal karşılanmalı.

Radyasyon yayıyor mu?

Şu an kullandığımız telefonlar 900, 1800 ve 1900 MHz'lerde çalışıyor. Ancak burada radyo dalgalarının oluşturduğu alanların, X ışınları ya da gama ışınları gibi radyasyon olaylarıyla da karıştırılmaması gerekiyor.

Yani cep telefonlarıyla konuşurken yoğun radyasyon yayılması gibi bir durum söz konusu değil. Telefondan yayılan dalgaların bu ışınlar gibi hücreleri bozma etkisi bulunmuyor.

Hangisi daha zararlı?

Aslına bakarsanız cep telefonuyla haberleşme konusunda pek çok spekülasyon da ortaya atıldı. Baz istasyonlarının sağlığı ciddi yönde etkilediği, apartmanının çatısında baz istasyonu bulunanların yoğun baş ağrısı yaşadığı veya kanser hastalığına yakalandığı ya da cep telefonlarının erkeklerde kısırlığa yol açtığı gibi pek çok şey yazılıp çizildi.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki baz istasyonlarıyla cep telefonlarının zarar vermesi konusu birbirinden farklı iki ayrı konu. İkisinin sağlığa etkilerine bakıldığındaysa sanılanın aksine baz istasyonları cep telefonlarından daha zararsızlar.

Cep telefonlarının en zararlı olduğu zaman, aramanın yapıldığı an. Yani anlık bir zarar söz konusu. Baz istasyonları ise sürekli olarak enerji soğurduğu (sinyalleşmeye neden olduğu) için çevresine anlık değil sürekli bir zarar verir. Ancak bu zararın seviyesi ciddi boyutlarda değil.

Etki alanı ne kadar?

Baz istasyonları GSM şebekesinde hücreler oluşturacak şekilde yerleştirilirler. Böylece hacimsel olarak yayın yaptıkları alana en verimli şekilde sinyal dağıtabilirler. Hizmet verdikleri hücrelerin büyüklüğüne göre birkaç Watt'tan yüzlerce Watt'a kadar güç yayabilme kapasiteleri var.

Tıpkı cep telefonlarında olduğu gibi baz istasyonlarında da antenden uzaklaşıldıkça elektrik alan şiddeti düşer ve zararları da azalır. Hatta bina içlerinde ve keskin yüzeylerde etki iyice azdır.

Belirlenen ciddi standartlar var

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) başta olmak üzere pek çok kuruluşun insan sağlığını korumak adına geliştirdiği çeşitli standartlar var. Bunların arasından özellikle ICNIRP günümüzde Birleşmiş Milletler, WHO, IRPA veya Avrupa Birliği gibi örgütlerin tanıdığı bir kurum. Aynı zamanda IEEE Komisyonu, İsveç ve İngiltere gibi ülkelerin konu üzerinde araştırma yapan enstitüleri de çeşitli sağlık raporlarıyla olayın detaylarını ortaya koyuyor.

Telekomünikasyon Kurumu'nun web sitesinden de detaylarını inceleyebileceğiniz raporlarda bize aktarılan önemli kesimler ise şöyle;

IEEE Komisyonu raporu: Ana sonuç, baz istasyonlarından yayılan RF dalgalarının yoğunluğunun çoğunlukla uluslararası standartların altında olduğu ve insan sağlığına herhangi bir belirgin etkisinin olmadığıdır.

Büyük şehirlerde, genel olarak yoğun televizyon ve radyo yayınlarından dolayı belirli bir miktar elektromanyetik (EM) dalga art alanı bulunmaktadır. Cep telefonu antenlerinden yayılan radyo frekansı (RF) dalgalarının bu EM dalga ortamına yaptığı katkı çok büyük olmayıp, genellikle bu art alan değerinden altında kalmaktadır. Bu yüzden, tipik baz istasyon antenleri çevresinde yapılan ölçümler göstermiştir ki, halkın maruz kaldığı RF şiddeti standartlarca tavsiye edilen değerlerin çok altındadır.

SSI ve NRPB raporları: İsveç Radyasyondan Korunma Enstitüsü ve İngiltere Ulusal Radyolojik Korunma Masası'na göre sonuçlar yine olumlu yöndedir. İzin verilen maksimum radyasyon seviyeleri sadece antenlerin 1 metre kadar uzağında olan bölgede aşılmaktadır. Bu yüzden evlerin yan duvarlarına yerleştirilen antenler risk taşımamaktadır.

Çok hassas elektronik aletlerin bu antenlerden etkilenmeleri mümkündür. Tamirat ve bakım personeli, çalışmalar sırasında, eğer antenler doğru kurulmamışsa, yüksek dozda EM enerji alabilirler. Böyle durumların önüne geçmek için resmi sınırlandırmalar dikkate alınmalıdır.

Antenlerden yaklaşık on metre kadar uzakta, radyasyon seviyesi standartların onda birinden daha düşüktür. Kulelere kurulan antenlerden yayılan dalgaların DDG değerleri standartların binde biri civarındadır.

Teknik donanım ve kablolar kayda değer bir radyasyon emisyonu yapmazlar. Sadece çok hassas cihazlar bu radyasyonu ölçebilirler. Özetle, mobil telefon baz istasyonları radyasyondan korunma açısından bir risk taşımamaktadırlar.

Telefonla konuşurken dikkat!

Baz istasyonları tipik olarak 10 ila 30m yüksekliğindeki yerlere yerleştiriliyorlar. İstasyonların etki alanı ise 30-40km civarında yarıçapı olan bir daire olarak düşünülebilir.

Bakanlıklar tarafından çıkarılan koruma yasaları ile artık yeni kurulacak bir baz istasyonu, Telekomünikasyon Kurumu tarafından test edilip onay verildikten sonra hizmet verebiliyor.

Özellikle evlerin içlerinde sinyallerin düşmesi de insan sağlığı açısından etkileri oldukça düşük seviyelere çekiyor. Uzun yıllar istasyonların civarında yaşayanlarda görülecek en belirgin etki cildin erken yaşlanması.

Cep telefonları ise baz istasyonlarına oranla daha düşük güçlü RF vericileridir. Konuşma sırasında oluşan elektrik alan gücü (yani kullanıcıya etki edecek zarar) cihazdan uzaklaştıkça düşer. Bu yüzden telefonla konuşurken cihazı beyninizden 10 cm uzaklaştırmakla doğrudan kulağınıza dayamak arasında, verilen zarar oranı açısından ciddi bir fark vardır.

Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı bir deney, olayın seviyesini daha rahat anlayabilmemize yardımcı oluyor. Buna göre bir insan 45 V/m'lik bir elektrik alanında 24 saat süreyle kalırsa vücut sıcaklığı 1 derece artıyor. Sürekli olarak bu alanda yaşayan birisi olsaydı ciddi sağlık problemleriyle karşılaşabilirdi. Ortalama 2 Watt çıkış gücüne sahip olan ve 900 MHz'de çalışan bir cep telefonundan 2.2 cm ötede ölçülen elektrik alan değeri ise 400 V/m.

Cep telefonuyla bir saat kadar konuşan birisinin kulağının kızarması da telefonu kulağına yapıştırdığı için değil, az önce yazdığımız veriler ışığında o bölgede oluşan ısı artışı nedeniyle gerçekleşiyor.

Bilim adamları ne diyor?

Bugüne kadar hazırlanan raporlarda, sanılanın aksine zaman içerisinde büyük hastalıkların çıkacağına dair kesinleşmiş bulgular yer almıyor. Her gün değişik deney sonuçları ve bulgular da yayınlanmaya devam ediliyor.

WHO'nun son raporuna göre, deneylerde elde edildiği iddia edilen ve insanlarda baş ağrısı, uyku düzensizliği, unutkanlık, bağışıklık sistemini zayıflatma gibi çeşitli bulguların önemli bir kısmının bilimsel ve sürekli olmaktan uzak, çelişkili yanları bulunduğu ifade ediliyor. Ayrıca cep telefonları veya baz istasyonlarıyla ilişkilendirilmemesi gereken deneylerin olduğunun da altı çizilerek bilimsel deneylerin yapılması öneriliyor. WHO'nun bulgularıyla ilgili detayları web sitesi üzerinden edinebilirsiniz.

Sadece cep telefonları değil

Üzerinde tartışılan konu elektromanyetik dalgaların insan sağlığına etkisi olunca bu durumdan sadece cep telefonlarını sorumlu tutmak doğru değil. Bu dalgaları yayan mikrodalga fırınlar, televizyon, saç kurutma makinesi ve hatta bilgisayar ekranlarımızın arka kesimleri gibi pek çok alet evimizin içinde devamlı olarak bir elektrik alan oluşturuyor. Dolayısıyla aslında cep telefonlarındaki zararın benzerini diğer aletlerden de alıyoruz.

Bu kadar fazla konuşulmasının ana sebebi ise beynimize çok yakın bölgede kullanıyor olmamız ve telefonu sürekli üzerimizde taşımamızdan kaynaklanıyor.

WHO, elektromanyetik dalgaların insan sağlığına zararı konusunda araştırma yapan pek çok kuruluşa da destek veriyor. Bu araştırmalar sonucunda insan sağlığında meydana gelebilecek zararlarda özellikle kanser bulgularına rastlanmadı.

Bir çok denek hayvan üzerinde cep telefonları ve benzeri cihazların yaydığı dalgaların testi yapıldı. Fakat beyin kanserine yol açtığına dair bir kanıt henüz ortaya konamadı. Sadece 1997'de yapılan bir araştırma, genetik olarak geliştirilmiş bir fare üzerinde lymphoma (beyaz kan hücreleriyle ilgili kanserojen bir madde) artışı gözlendi. Fakat bu da kanser etkisinin ispatlanması için yeterli görülmedi.

Araçlarda cep telefonu tehlikeli mi?

Cep telefonlarını kullanmaya başladığımızdan bu yana belediye otobüsleri başta olmak üzere toplu taşıma araçları veya ABS sistemi içeren özel araçlarda telefonların bilgisayar sistemini bozduğu veya etkilediği ifade edildi. Benzer şekilde uçaklarda da cep telefonu kullanımı konusunda katı kural ve uyarılara rastlıyoruz. Peki bunların gerçeklik oranı nedir?

Teknoloji her ne kadar hızlıca gelişmeye devam etse de cep telefonlarının elektronik cihazları bozma riski az da olsa bulunuyor. Yani telefon kullanımının bazı elektronik cihazları etkileyip kazalara yol açma şansı var. Buna sepep olan şeyi de şu örnekle açıklayabiliriz;

Askerlerin bir köprüden geçerken uygun adım değil de serbest adım yürüdüğünü duymuşsunuzdur. Bunun sebebi köprünün belli bir frekans ile titreştiğinde yıkılabildiği gerçeğinde yatıyor. Askerlerin uygun adımda yürümesi, aynı anda yere basmaları anlamına geliyor. Bu da aynı frekansı oluşturmaları demek. Bu frekans, köprünün denge frekansıyla aynı olursa da...

Evet tahmin ettiğiniz gibi köprü yıkılıveriyor. Benzer durum elektronik devreler için de geçerli. Bir cihazın çevresine yaymış olduğu elektromanyetik dalgaların belli bir frekansta yayılımı gerçekleşir. Bu frekans, arabanın üzerindeki elektronik aksamın çalışma frekansı ile örtüşürse, kısa devre oluşur; bir başka deyişle bozulur.

Her cihazı etkilemiyor

Aslında araçlarda her elektronik aksam için bu durum geçerli değildir. Mesela hava yastığı, direksiyondan kontrol edilen sistemler, otomatik fren gibi çeşitli sistemler bundan etkilenmezler. Ama telefonlar aracın ses sistemi, oto teybi, uzaktan kilitleme sistemi veya ABS fren sistemini yakın olması şartıyla bozabilir.

Önemli olan telefonun bu cihazlara olan mesafesidir. Örneğin arka koltukta kullanılan bir telefonun ön kısımda yer alan bu cihazları bozması çok zayıf bir olasılıktır. Ancak telefon kullanımının yasaklanmasındaki esas neden sürücünün dikkatinin dağılmasının, dolayısıyla da kazaların oluşmasının önüne geçmektir.

Araç kitleri ve benzin istasyonları

Cep telefonlarının aracın elektronik aksamını bozmaması için yerleştirilen kitlerde yapılan işin temel bir prensibi var.

Buna göre aracın dışına bir anten takılarak gelen aramaları önce o anten aracılığıyla dışarıda yakalayıp aracın içine daha sonradan sinyali zayıflatarak göndermek amaç ediniliyor. Yine de sinyalin zayıflatılması, sorunu tamamen ortadan kaldırmıyor. Çok çok ufak da görünse teorik olarak bir risk söz konusu.

Cep telefonları üzerine yapılan spekülasyonlardan birisi de benzin istasyonlarında cep telefonu kullanımının bir patlamaya yol açabileceği söylentisi. GSM Birliği'nin açıklamasına göre bugüne kadar böyle bir olayla karşılaşılmadı ancak teorik olarak bunun gerçekleşme olasılığı da var.

Telefon şirketleri de uyarıyor

Bu nedenden ötürü Motorola gibi pek çok telefon şirketi ürünlerinin kitapçıklarında bazı açıklamalara yer veriyorlar. Açıklamalarda alttakine benzer ifadeler yer alıyor;

"Bu telefon, potansiyel patlama riski bulunan ortamlarda kullanılmak üzere tasarlanmamıştır. Potansiyel ortamlara benzin istasyonları, teknelerin alt güverteleri, yakıt veya kimyasal depolama üniteleri, barut ve benzeri yanıcı madde saklanan yerler ile araç motorlarının kapatılması önerilen alanlar örnek verilebilir. Bu alanlarda oluşabilecek bir kıvılcım patlamalara, ağır yaralanmalara ve hatta ölümlere yol açabilir."

Her ne kadar risk oldukça düşükse de "sonradan üzülmek yerine önceden tedbir almak daha iyidir" ilkesinden hareketle benzin istasyonları başta olmak üzere bu tarz yerlerde telefonların kullanılmaması veya kapatılması tavsiye ediliyor.

Resim

Etkilerinden nasıl korunabiliriz?

Anlaşıldığı gibi ve sanılanın aksine cep telefonları, baz istasyonlarından daha tehlikeliler. Özellikle birisini arama esnasında (karşıdaki kişi telefonu açana kadar geçen süreçte) telefon yaydığı güç ile insan beynine ciddi anlamda zarar verebiliyor.

Bu yüzden, cep telefonu kullananlara en çok tavsiye edilen korunma yöntemlerinden biri, arama esnasında çalma tonunu kulağımızda dinlemek yerine cep telefonu beynimizden uzak tutarak karşı tarafın telefonu açmasını beklemek.

İkincisi de eğer telefonda ahizesiz konuşma özelliği (handsfree), araç kiti veya kulaklık bulunuyorsa, görüşmeyi bu yollarla gerçekleştirmek. Böylelikle telefon yine beynimizden uzakta duracaktır.

Son olarak daha önce bahsi geçen vücut ısısı deneyi sebebiyle uzun süreli konuşmalardan da mümkün olduğu kadar kaçınmak, alınabilecek en etkili önlemler arasında.


Kaynak: Chip dergisinden konunun toplum sağlığına önemine binaen alıntı yapılmıştır.
Saygılarımla
Ruha USLU, TB2NMR
Amatör Uydu Teknolojileri Derneği (TAMSAT)
Network Takımı
http://www.tamsat.org.tr
Kullanıcı avatarı
TB2NMR
****
 
Mesajlar: 285
Kayıt: Cmt May 12, 2007 2:00 pm
QTH - Şehir: Erzurum / TÜRKİYE

Dön Saglik

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron