|
Karadeniz
Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI |
||
Üstelik bu yazılanları okumak için sigarayı bırakma kararlılığında olmanız da gerekmez. Konu hakkında bilinmesi gerekenleri öğrendikten sonra daha sağlıklı kararlar vereceğiniz muhakkaktır. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak hepimiz için çok geçerli bir handikaptır.
Bedelini
ödemeye hazır mısınız?
Kuşkusuz
sigara içmek kişinin kendi hakkında vereceği bir karardır. Sonuç ne yönde
olursa olsun kimsenin buna bir diyeceği olamaz. Tanrı insana günah işleme
özgürlüğünü bile vermiştir. Sigaraya karşı olmakla birlikte sigara içme
özgürlüğünün savunucusu olduğumu başta
ifade etmek isterim. Ancak, insan verdiği kararlar ile yapıp ettiklerinin
sorumluluğundan kaçamaz. Sigara içmenin bedelinin bir gün kendisinden
tahsil edileceğini hatırlatmak, kişilerin böyle bir faturayla karşılaştıklarında
gösterdikleri tepkileri en yakından izleyen biz hekimlerin bir görevi olsa
gerek. Bu kitap böyle bir görev bilincinin sonucunda doğmuştur.
TARİHÇE
Kızılderililerin
intikamı!
Tütünün
keyif verici bir madde olarak 4 000 yıldır Meksika, Orta ve Güney Amerika’da
kullanıla geldiği bilinmektedir. 15. Yüzyıl sonlarında Kristof Kolomb tarafından
domates, patates ve mısır gibi bitkilerle birlikte Avrupa’ya taşınmıştır.
Tütün alışkanlığı için “Kızılderililerin İntikamı” yakıştırması
altında yatan tarihi gerçek budur (bakınız şekil I). Bilindiği gibi Amerikan
yerlileri kendilerini ziyarete gelen beyaz adamı konukseverlik ile karşılamışlar
ve ona sahip oldukları değerli bir çok şeyle birlikte tütün de armağan
etmişlerdi. Ancak beyaz adam, bu yeni
kıtanın bakir hazinelerini binlerce yıllık sahipleri olan yerlilerle paylaşmayı
bile kabullenmeyerek koca bir ırkı yok etmişti. Kızılderili-beyaz savaşlarının
bitmesinden bu kadar yıl sonra tarihin en iyi bilinen bu soykırımına karşı
belki de Tanrı’nın bir gazabı olarak beyaz adam hala her yıl milyonlarca
kayıp vermeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda dünyada sigaraya bağlı
nedenlerle yılda 3 000 000 ölüm bildirilmekte ve 2020 yılında bu rakamın
10 000 000’a ulaşacağı öngörülmektedir.
Sigara
sadece sizi yakmıyor!
16
ve 17. Yüzyıllarda tütün alışkanlığı Avrupa’da hızla yayılmıştır. Keyif
verici olması dışında, yer yer tedavi amaçlı bile kullanıldığı olmuştur.
18. Yüzyılın sonlarına doğru ise sigara şeklinde üretim başlamıştır. Tütüne
bağlı yan endüstri şeklinde tabakalar, pipo ve ağızlıklar pazarı oluşmuştur.
Tütün alışkanlığı daha çok denizciler tarafından ülkeden ülkeye taşınmıştır.
Her ne kadar tütün kullanımına karşı bazı itirazlar olmuşsa da bunlar sağlıkla
ilgili endişelerle değil, dinsel ve
bilhassa yangınlara sebep olması dolayısıyla idarî tepkilerle ortaya çıkmıştır.
Bugün bile yangınlara bağlı can ve mal kaybının çok önemli bir kısmı sigaradan
kaynaklanmaktadır. Nitekim 1981 yılında ABD’de sigaraya bağlı yangınlarda
500 milyon dolar ekonomik kayıp; 2300 ölüm ve 5 000 yaralanma olduğu bildirilmiştir.
Bu ülkede yangından ölümlerin %25’i sigaraya atfedilmektedir. 1950’li yıllardan
sonra tütünün sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin farkına varılmış ve
kamuoyunun baskıları sonucu devlet
desteğiyle sigara aleyhtarı kampanyalar ileri ülkelerde başlatılmıştır.
Bu kampanyalar gerçekten başarılı olmuş ve milyonlarca kişi sigarayı bırakmış;
sigara kullanım alışkanlığı ABD’de 20 yıl içinde %41 düzeyinden %29 düzeyine
düşmüş; kişi başına yılda tüketilen
sigara sayısı %25 oranında gerilemiştir. Bu gerilemeye karşın halen dünya
tütün pazarının devi olan ABD’de sigara üreten şirketler üretim ve kazançlarını
artırmaya devam etmişlerdir. Bu, tütün pazarlamasının dış ülkelere,bahusus
gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkelerine kaydırılmasının bir sonucudur.
Gerçekten, aynı zaman diliminde ülkemizde kişi başına tüketilen sigara
sayısı, nüfus artışına rağmen %13,4 oranında artmıştır.
ÜLKEMİZDE
TÜTÜNÜN GEÇMİŞİ
Keşke
matbaa yerine tütünü almakta gecikseydik!
Ülkemize
matbaanın girişinin geç olmasına karşın tütünün Avrupa’yla eş zamanlı olarak
Venedik ve Genova’lı denizciler aracılığıyla İstanbul’a taşınıp, hızla
yayıldığı bilinmektedir. 1600’lü yılların ilk yarısında Sultan IV. Murat’ın
tütün alışkanlığı ile olan savaşı tarihçilere geçmiştir. 1874’te tütün
tekeli oluşturulmuştur. 1884’te ekonomik nedenlerle tütün tekelinin bir kısım
hisseleri Fransız Reji şirketine satılmış ve ülkemizde ortak sigara fabrikaları
kurulmuştur. Kurtuluş savaşı sonrası bu fabrikalar satın alınarak yabancı
tütün üretimine son verilmiş ve 1924’te Tekel kurulmuştur. Hemen tüm gelişmekte
olan veya üçüncüdünya ülkelerinde olduğu gibi 1970’li yıllardan itibaren
ülkemize yabancı sigaralar önce kaçak olarak sokulmaya başlanmış; daha
sonraları oluşan piyasa ve talep artışıyla birlikte “vergi kaçağını önlemek”
gibi masumca (!) gerekçelerle 1984’te Tekelin yabancı
sigaraları ithaline izin verilmiştir. 1986’da ise tütün tekeli kaldırılmıştır.
Şekil I. Metne bakınız.
1991’de yabancı tütün şirketlerinin Türk ortaklarıyla ülkemizde sigara üretimine geçmelerine izin çıkmıştır. Bu firmaların tüm dünyada farklı coğrafya ve sosyokültürel çevrelerde denenip başarılı olmuş profesyonel üretim, pazarlama ve reklam çalışmalarının sonucunda, kısa sürede öngörülen barajı aşan üretim kapasitelerine bağlı olarak, fiyat belirleme ve bağımsız dağıtım haklarını elde ettikleri görülmüştür. Sigara karşıtı çalışmaların ülkemizdeki etkinliği çok az olmuştur. Sadece gönüllü kuruluşlar ve bireysel özveriler ile uzun yıllar sürdürülmeye çalışılan bu çabalar, somut olarak ancak 7 Kasım 1996 tarihinde “Tütün mahsullerinin zararlarının önlenmesine dair kanun”un çıkarılmasıyla bir aşama kaydetmiştir. 1986 tarihinden itibaren sigara paketleri ve reklamlarında “sigara sağlığa zararlıdır” kaydının düşülmesinin ise pratikte herhangi bir etkisi olmamıştır. 1996’da çıkarılan söz konusu kanun bu alanda çok olumlu bazı tedbirler öngörmesine karşın, kanunla ilişkili gerekli yönetmelikler çıkarılmadığı için uygulanmada belirsizlikler mevcuttur. Fakat bu kanun, hiç olmazsa sigara karşıtı çalışmalara moral destek vermiştir. Bundan sonra yapılması gereken sigaranın sağlığa verdiği vahim zararlar, sigaranın nasıl bırakılabileceği ve sigaraya başlamanın önüne geçilmesi ile ilgili bilgi ve birikimlerin kamuoyu ile paylaşılmasıdır. Bu kitapçığın amacı da budur.
SİGARA
NEDEN ZARARLIDIR?
Sigara
yavaş çekim intihardır!
Dünyada
halen her yıl 3 000 000 kişi sigaradan ölmektedir. Bu, aramızdan her 10
saniyede bir kişinin sigaraya kurban gittiği anlamına gelmektedir. ABD’de
bu rakam 435 000 olup her 5 ölümden birisidir. Sigaraya bağlı ölümler yıllar
içinde giderek artmaktadır ve önümüzdeki 2 dekat içinde yılda 10 000 000’a
ulaşacağı tahmin edilmektedir. Tüm kanserlerden ölümlerin %30’u, KOAH ölümlerinin
%75’i ve iskemik kalp hastalıklarından ölümlerin %25’i sigaraya atfedilmektedir.Sigaranın
zararları konusunda duyarsız olanlar sıklıkla bu rakamlar karşısında “sigara
içmeyenler de ölüyor. Onlar da başka nedenlerle ölüyorlar” demektedirler.
Ancak sigara içenlerde ölüm hızı içmeyenlere oranla iki kat daha fazladır.
Sigara içenler içmeyenlere göre ortalama
5-8 yıl erken ölmektedirler. İçilen her sigaranın ömürden 5,5 dakika çaldığı
hesaplanmıştır. Sigaranın hangi hastalıklara yol açtığı Tablo I’ de gösterilmiştir.
Sigara dışındaki tütün kullanımı da benzer riskleri taşır. Pipo ve puro
içenler de sigaraya göre risk biraz daha az olmak üzere aynı hastalıklara
adaydır.
Sigaraya Bağlı Hastalıklar / Sigara İçmeme Nedenleri!
|
a. Kanserler
Akciğer, dudak, dil, yutak, gırtlak, karaciğer, yemek borusu, mide, anüs, pankreas, mesane, rahim, meme, yumurtalık, böbrek, mesane, penis ve kan kanserleri
b.
Solunum sistemi hastalıkları
c.
Kalp damar hastalıkları
d. Sindirim
sistemi hastalıkları
e.
Kadın hastalıkları ve doğum
f.
Erkek üreme sistemi hastalıkları
g. Cilt
hastalıkları
h.
Romatizmal hastalıklar
i.
Psikiyatrik hastalıklar
j.
Endokrin hastalıklar
k. Böbrek hastalıkları Glomerülonefrit
l.
Ağız hastalıkları
m. Koku duyusu azalması n. Katarakt Katranı azaltılmış, mentollü, filtreli sigaralar zararsız anlamına gelmez. Henüz zararsız bir sigara üretilmiş değildir. |
Sigara
önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelmektedir!
Kanser
ile sigara arasındaki ilişki çok iyi araştırılmıştır. Sigarada pek çok
kanserojen ve ko-kanserojen madde bulunmaktadır. Kanser-sigara ilişkisi
doz-yanıt ilişkisi verecek kadar doğrusaldır. Sigara içilen toplam yıl
sayısı, her gün içilen sigara sayısı arttıkça ve sigaraya başlama yaşı
azaldıkça kanser riski artmaktadır. Günde yarım paketten az içenlerde akciğer
kanseri olma sıklığı içmeyenlere kıyasla
7 kat artarken günde bir paket içenlerde risk 12 kat, günde 2 paket içenlerde
ise 25 kat artmaktadır.
Sigara
hem öldürür hem de süründürür!
Sigara sadece erken ölümlere yol
açmakla kalmaz öldürmeden de süründürecek
şekilde kronik akciğer ve kalp-damar hastalıklarına, inmelere (felç) de
neden olur. Kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan, efor kapasitesini
çok sınırlayan, günlük gereksinimlerini karşılayamayacak hale getiren;
başkalarının destek ve bakımına muhtaç
eden bu süreğen hastalıklar sigara konusunda kişilerin düşüncelerini tamamen
değiştirmektedir. Ancak, bu hastalıkların genellikle yaşamın 5-6. dekatlarında
kendini belli etmeleri nedeniyle bu değişim zamanı oldukça geçtir ve beklenen
faydaları vermekten uzaktır.
Sigaranın
zararlı etkileri hususunda insanlar aynı duyarlılığı göstermez. Gerçekten
sigara içenlerin 1/4’ü sigaraya bağlı nedenlerle ölmektedir. Bu durum bazı
içicilerin “benim amcam 70 yıl günde 2 paket sigara içti. Hiç doktor yüzü
görmeden öldü” şeklindeki savunmalarının dayandığı temeli ortaya koymaktadır.
Gerçekten sigaranın özellikle bazı kişilere daha çok zarar verdiği doğrudur.
Ama sorun bunların hangi kişiler olduğunun önceden bilinememesidir. Bu
nedenle potansiyel olarak herkes sigaranın
zararlı etkilerine maruzdur.
Dudak
tiryakileri güvende mi?
Bazı
içiciler sigaranın sağlık için taşıdığı riskin farkında olmakla birlikte
kendilerince bu riskten kurtulmak için bir savunma mekanizması geliştirmişlerdir.
Bunlar “kendilerinin sadece dudak tiryakisi
olduklarını ve dumanı içlerine çekmediklerini” söyleyerek bundan dolayı
sigaranın kendilerine zarar vermeyeceğini düşünürler. Oysa bu doğru değildir
ve sadece bir avuntudan ibarettir. Çünkü sigaranın zararı daha dudaktan
itibaren başlamaktadır. Dudak, dil, yanak, yutak, gırtlak kanserleri, diş
eti hastalıkları, farenjit, sinüzit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi
üst solunum yoluyla ilişkili hastalıklar, katarakt gelişmesi için dumanın
derin olarak ciğerlere çekilmesi gerekmemektedir.
Her
şeyin başı sağlık ama ..
Sigaranın
zararları sağlık alanıyla sınırlı değildir. Yangınların önemli bir kısmından
sorumlu olduğunu belirtmiştik. Sürücüler için trafik kazalarına yol açması,
çevre kirliliğine neden olması da söz konusudur. Sigaraya ayrılan ekonomik
kaynaklar bir çok aile için gerçekten bir sorundur. Hayatı boyunca içtiği
sigaraya harcadığı para, gelir düzeyi yüksek olmayan
ülkelerde kişinin zarurî ihtiyaçlarından kesinti yapmasıyla temin edilmektedir.
Ulusal kaynakların harcanması ise sigara içmeyen ama vergi ödeyenleri de
ilgilendirmektedir.
Sigaraya ödenen her 1 000 TL için ulusal
bütçemizden 2 160 TL kaynak sarf edildiği
bildirilmiştir.
1975
yılında ABD’de sigaraya bağlı nedenlerle oluşan sağlık harcamaları ve işgücü
kayıplarının 18 milyar dolar tuttuğu, ancak dünyanın tütünden en fazla
kazanan ülkelerinden olan ABD’nin aynı yıl tütünden elde ettiği ulusal
gelirin 12 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. Ekonomik endişelerin çok
önde seyrettiği batı ülkelerinde işverenlerin bir çoğu sigara içen elemanları
istihdam etmemektedir. Bu, sigaraya ayrılan zaman ve dikkatin iş verimini
düşürmesi kadar iş kazalarına da yol açmasıyla
ilişkilidir.
İmaj
Önemlidir!
Sigara
sosyal uyumu büyük ölçüde bozmaktadır. Sigara içmeyen bir kişi için sigara
dumanı çok rahatsız edicidir. Böyle bir kişiyle aynı odayı, büroyu paylaşmak
sevimsiz bir durumdur. Üstelik bu koku geçici olmayıp kişinin tenine ve
elbiselerine sinmekte ve uzun süre kendini hissettirmektedir. Koku yanında
sigara içilmesine bağlı olarak dişlerde, bıyıklarda, hatta parmaklarda
kötü bir sarı renk değişimi olmaktadır. Sigara içmekten kendilerini
alıkoyamayan kişiler çevreleri tarafından irade ve kişilik zafiyeti içerisinde
algılanırlar.
SİGARADAKİ
ZARARLI MADDELER
Ne
zorunuz var?
Sağlık
açısından sigaradan çok dumanı önemlidir. Sigaranın yanması sırasında
6 000 çeşit zararlı madde oluşmaktadır. Bunların bir kısmı partikül
diğerleri ise gaz halindedir. Sigara dumanından her nefes çekme sırasında
300 000 ile 3,5 milyar arasında partikül akciğerlerimize ulaşmaktadır.
Bir sigaradan çekilen nefes sayısı, günlük içilen sigara sayısı ve ömür
boyu içtiğimiz sigara sayısı dikkate alındığında akciğerlerimizin maruz
kaldığı bombardımanın boyutları tahmin edilebilir. Aslında sigaradan dolayı
hastalanmak değil, sigara kullanımına rağmen halen sağlıklı kalmak şaşırtıcıdır.
Bu hayret verici durum, bizi bize rağmen
koruyan mükemmel bir savunma sistemimizin varlığı sayesindedir. Sigarada
bulunan zararlı maddelerden bazılarını Tablo II’ de görüyorsunuz. Bu maddelerin
hücresel elemanları, proteinleri, lipitleri, DNA’yı tahrip edici, mutasyonlara
yol açıcı etkileri vardır. İltihap hücreleri, salgı bezleri ve hormonlar,
kalp ve damarlar, pıhtılaşma mekanizması üzerinde bir çok olumsuz etkileri
gösterilmiştir. Bunlardan bazıları akut olarak sigara dumanı ile karşılaşmadan
sonra dakikalar içinde ortaya çıkar.
Bazıları ise yıllarca devam eden kullanımla meydana gelir. Sigara denince
akla ilk gelen nikotin, aslında
bir böcek zehiri olup bu maksatla kullanılmaktadır. Kokain ve Morfin kadar
bağımlılık yapar. Kan basıncını (tansiyon) ve kalp hızını arttırır. Karbonmonoksit
ile birlikte koroner arter hastalığı ve beyin damar hastalığına yol açar. Karbonmonoksit
ise
arabaların egzoz gazının aynısıdır. Kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Katran
kanserojen (kanser yapıcı) olup, akciğer kanseri, amfizem ve kronik bronşit
yapar. Düşük nikotin ve katran içeren sigaralarda bu risklerin azalmadığı
görülmüştür, çünkü tiryakiler kanda alıştıkları düzeye ulaşmak için bu
sigaralardan daha fazla içmekte ve dumanı içlerine daha çok çekmektedirler.
Sigaralara ilave edilen filtreler karbonmonoksit
ve diğer zehirli gazları temizlemez.
| Tanecik halindekiler | Gaz halindekiler |
| Aromatikhidrokarbonlar | Karbonmonoksit |
| Nikotin | Hidrosiyanik asit |
| Fenol | Asetaldehid |
| Krezol | Akrolein |
| Beta-Naftilamin | Amonyak |
| N-Nitrozonornikotin | Formaldehid |
| Benzopiren | Nitrojen oksitler |
| Metaller (Nikel, arsenik vb.) | Nitrozaminler |
| İndol | Hidrazin |
| Karbzaol | Vinil klorür |
| Kateşol |
İNSANLAR
NEDEN SİGARA İÇERLER?
Sağlığınız
üzerinden para kazananlar var!
Bu
kadar zararlı olan bir madenin dünyada bu kadar yaygın olarak -üstelik
bir bedel ödenerek- tüketilmesinin sebebi ne olabilir? Bu sorunun yanıtının
bulunması, sadece sağlıkçıların işi değildir. Psikologlar, sosyologlar,
ekonomistler ve politikacıların ilgi alanına giren bir çok faktör burada
rol oynamaktadır. Sigara, ekonomisi olan bir metadır. Ekonomide ise tek
taraflı zarar olmaz
Terazinin bir kefesinde
sigaradan zarar görenler yer alırken, diğer kefede sigaradan büyük kazançlar
sağlayan sermaye vardır
(Bakınız
Şekil II ve III). Bu sermayenin tüm dünyada çok başarılı reklam ve pazar
genişletme, talep artırma teknikleri ile gerek parlâmentolar-hükümetler-bürokratlar
nezrinde ve gerekse de basın-medyada sınır tanımayan nüfuzu söz konusudur.
Sigara reklamının yasaklandığı ülkelerde bile, spor karşılaşmalarında ve
kültürel toplantılarda firmalar yasağı rahatça delebilmektedirler. 1981
ve 1982 yılında Avustralya’da
bir kriket sezonunda “Benson ve Hedges” marka sigara reklamlarının 40 000
kez TV ekranında görüldüğü saptanmıştır.
Sigara
çocukça bir davranıştır!
Öncelikle
şunu vurgulamak gerekir ki,
20 yaşından
sonra sigaraya alışmak nadir rastlanan bir durumdur.
Sigara alışkanlığı yaygın olarak çocukluk çağlarında kazanılmaktadır (Tablo
III). İlk okul son sınıflardan başlayarak orta okul ve lise dönemlerinde
sigarayla tanışılmakta, bir kaç yıllık pekiştirmeyi takiben alışkanlık
gelişmektedir. Sigara kullanıp kullanmama konusunda henüz özgür bir irade
ortaya koyamayacak durumda iken kazanılan bu alışkanlık maalesef ömür boyu
sürebilmektedir. Sigara pazarlayan şirketler de bu durumun
bilincinde olup (Bakınız
Ek III), sigara reklâmlarında çocukların ilgisini çekecek objeleri çok
iyi kullanmaktadırlar. Bu reklamlarda sigara hiç alakasız temalarla ilişkillendirilmekte,
“başarının tadı”, “özgürlüğün sembolü” gibi gösterilmektedir. Oysa
sigara ile başarı arasında ters bir ilişki vardır. Sigaranın iş verimini
düşürdüğü, işe ayrılan zamandan çaldığı, dikkati dağıttığı, iş ve araba
kullanma sırasında içiliyorsa trafik kazalarına neden olduğu bilinmektedir.
Özgürlük ve sigara arasında da benzer
şekilde tersine bir ilişki söz konusudur. Çünkü sigara alışkanlığı kişinin
kendisini bir maddeye bağımlı
Şekil
II.
Kim tüketiyor kim tüketiliyor
hale getirmesidir ve bir çeşit esarettir. Sigara zenginlik, şıklık, güzellik, cinsellik, erkeklik, cesaret ve güçle özdeşleştirilerek takdim edilmektedir. Nitekim, güzel mekanlarda iyi giyinmiş güzel, ince bayanların ve yakışıklı erkeklerin, rallide birinci olmuş başarılı yarışmacıların veya vahşi doğada gönüllerince yaşayan kovboyların ellerinde sunulmaktadır. Toplum önderlerinin, şöhret sahibi sanatçıların, politikacıların ekranlarda ellerinde sigara ile arzı endamları da ücretsiz reklam olarak bu sermayenin hanesine yazılmaktadır. Bu etkinin önemi anlaşıldığındandır ki Red-Kit çizgi filmindeki kahramanın ağzındaki sigaralar geriye dönük olarak silinmiştir. İşte yapılan analizler sonrasında çocuklardaki özenti, kendini ispatlama, arkadaş baskısı ve arkadaşları arasında yer edinme, otoriteye (ebeveyn, okul idaresi vb..) karşı gelme, stres ve sorunlara karşı sığınma gibi dürtülerin sigaraya başlamada etkili olduğu anlaşılmıştır. Anne-babanın, öğretmenin sigara içiyor olması da etkilidir. Sigaraya başlayan her 100 çocuktan 75’inin anne veya babası sigara içmektedir. Feminizmin yanlış bir yorumu olarak, sigara kadınların erkek otoritesine başkaldırımını sembolize ediyor gibi algılanmaktadır. Bunun sonucunda, kadınların sigara içme oranları gelişmiş ülkeler dışında erkeklere göre daha hızlı olarak artmaktadır. Yine gelişmiş ülkelerde kadınların sigara içme oranlarındaki azalma erkeklerinkine oranla daha yavaştır. Bununla ilişkili olarak akciğer kanserleri kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi en sık rastlanan ve en öldürücü kanser olarak yerini almaktadır.
Başlama
yaşı
|
PİAR
1988, Türkiye
|
SİGARA
BAĞIMLILIK YAPAR MI?
Dışı
seni içi beni yakar!
Sigara
içenlerin bu davranışlarından pek de memnun oldukları söylenemez. Nitekim,
sigara içenlerin %70 ile %90’ı sigarayı bırakmayı istemektedir. Ancak bunu
başarabilenler ancak 1/3’üdür. İnsanların istemedikleri bir davranışı sürdürmelerini
izah ederken bağımlılık olgusu da göz ardı edilmemelidir. Nikotin eroin
kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Sigaradan nefes çekilmesini takiben
saniyeler-dakikalar içerisinde nikotinin keyif verici etkisi hissedilmektedir.
Bu zamanla nikotin alma arzusunun belirginleşmesi, alamadığı zaman yoksunluk
belirtilerinin ortaya çıkmasıyla kendini gösterir. Bunlar: stres, öfke,
sinirlilik, tahammülsüzlük, huzursuzluk, sıkıntı, uykusuzluk, dikkat ve
konsantrasyon azalması gibi semptomlardır. Nikotin bağımlılığı ağır içicilerde
gelişebilir. Nikotin bağımlılığının varlığı, sabah uyandıktan hemen sonra
sigara içilmesi, sigara içilemeyen zamanlarda (örneğin uzun süren toplantılarda)
sigaranın aranması ve yukarıdaki yoksunluk belirtilerinin
gözlenmesiyle saptanabilir. Ancak, sigara içenlerin çoğunda nikotine bağımlılıktan
çok, sigara içmeye psikolojik bir bağımlılık söz konusudur. Bunun oral
döneme fiksasyon ile bir ilişkisi olup
olmadığı yada kimilerinin öne sürdüğü gibi genetik bir temelinin olup olmadığı
çok açık değildir. Bazı içicilerin kendilerinin sigarayı içlerine çekmedikleri
ve sadece dudak tiryakisi olduklarını söylemeleri, bu psikoanalitik yaklaşımı
güçlendirmektedir. Sigara insanlara ne verir? Bu sorunun yanıtı insanlarınsigaradan
ne bekledikleri sorusunun yanıtına bağlıdır. Çünkü sigaranın etkileri kişilere
göre fark gösterir. Örneğin insanların bir kısmı sigara içmediğinde uyuyamadığını
söylerken diğer bir kısmı ise sigara içerek uykusunu açtığını söylemektedir.
Bazı kimseler stresli ve yoğun vakitlerinde
sigaraya gereksinim duyduklarını belirtirken, diğer bazıları ise tam aksine
keyifli ve boş zamanlarında sigara içme arzusu tanımlamaktadırlar. Bu veriler
aslında sigaranın kişilerin beklentilerine göre farklı yönde etki
gösterebilen bir obje olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum kişinin isterse
sigara yerine başka bir objeden de aynı sonucu alabileceğini düşündürtmektedir.
Nitekim, sigara içenlerin sigaradan “en yakın arkadaş”, “sadık dost” gibi
ifadelerle söz etmeleri işin bir çeşit
fetişizme
kadar varabildiğini ortaya koyması bakımından ilginçtir.
SİGARA
EPİDEMİOLOJİSİ
Sigara
bulaşıcı bir hastalıktır!
Sigara
bulaşıcı tip bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine
göre gelişmiş ülkelerde en öncelikli toplumsal sağlık sorunu sigara epidemisidir.
Yukarıda değinildiği gibi, gelişmiş ülkelerde sigara aleyhtarı kampanyalar
sonucu sigara içenlerin oranı giderek azalmasına karşın gelişmekte olan
ve üçüncü dünya ülkelerinde oran giderek yükselmektedir. Ülkemizde, sigara
epidemisi ile ilgili bazı bilgileri Tablo IV’ de görebilirsiniz. Burada
dikkati çeken öğretmenler ve hekimler gibi toplumda örnek alınan kesimlerin
sigara kullanma oranlarının genel popülasyondançok
farklı olmamasıdır. Üstelik, sigara içen öğretmenlerin %33’ünün öğrencilerinin
yanında; doktorların %48’inin hastaları yanında sigara içtikleri anlaşılmıştır.
Bu ürkütücü bir durumdur ve kameralar karşısında pervasızca
sigara içen sanatçı, sporcu ve politikacılarda olduğu gibisigaradan kazanç
sağlayan sermayeye örtülü bir yardımdır.
Şekil IV. Sigaraya alışmak kolay, bırakmak zordur!
Kadınların lehine olan fark, eğitim düzeyinin artmasıyla azalmaktadır. Eğitim düzeyinin artmasıyla sigara içme oranlarının arttığı görülmektedir (Tablo V). Bu durum sigara ile savaşta eğitime ağırlık verilmesi yönündeki tezin pek de geçerli olmadığını düşündürtmektedir. Sigaranın zararlarını bilmek ondan uzak kalmak için yeterli olmamaktadır. Bilginin yaşama geçirilmesi ayrı bir iştir ve çok farklı motivasyonlara gerek duyar. Burada sosyal, kültürel, dinsel ve psikolojik unsurlara ihtiyaç söz konusudur. Yalın bilgi aktarımıyla sigara konusunda kişilerin davranışları değiştirilemez. Hatta, ilk okullarda sigara konusunda verilen eğitimin çocuklarda merak uyandırarak sigarayı deneme yönünde bir motivasyon oluşturduğu ifade edilmektedir. Eğitimle insanın kendi kendini kontrol edebileceği ve din, örf, sosyal baskı ve hatta hukuksal yaptırımlara gerek kalmayabileceği varsayımının geçerliliği bağlamında Tablo V iyi bir tartışma materyali oluşturabilir. Ulusal çerçevedeki bu veriler yanında yöremizde gerçekleştirdiğimiz sigara epidemisine yönelik araştırmalarımızdan elde ettiğimiz bilgileri de Tablo VI’ da bulabilirsiniz.
Tablo
IV. Türkiye’de Sigara Alışkanlığı
| Genel nüfus, yaş 15 (SB-PİAR, 1988) |
| Erkek: % 53; kadın: % 24; Toplam: % 44 |
| Öğretmenler (Kocabaş A, Tokat 1986) |
| Erkek: % 54; kadın: % 29; Toplam: % 47 |
| Hekimler (Ardıç S, Eskişehir 1989) (TTB,Türkiye 1999) |
| Erkek: % 62; kadın: % 44; Toplam: % 54 |
| Erkek: % 44; kadın: % 34; Toplam: % 42 |
Tablo
V. Eğitim Sigara İlişkisi
|
|
|
| . Okula gitmemiş | % 26 |
| İlkokul | % 47 |
| Ortaokul | % 52 |
| Lise | % 45 |
| Üniversite | % 59 |
Tablo
VI. Trabzon’da Sigara Alışkanlığı
Genel
nüfus, yaş 15
(Çan G, Özlü T, 1998)
Erkek:
% 62; kadın: % 32; Toplam: % 49
Hekimler (Çan G, Özlü T, 1997)
Erkek:
% 54; kadın: % 32; Toplam: % 48
Tıp
Öğrencileri
(Çan G, Özlü T, 1996)
Erkek: % 39;
kız: %18 ; Toplam: % 48
SİGARA
İLE SAVAŞ NEDİR?
Sigara
dost gibi görünür ama; düşman olduğunu anladığınızda yapacağınız hiçbir
şey kalmaz ..
Savaş
sözcüğü geçmiş yüzyılların aksine günümüz insanı için hiç de sevimli bir
anlam ifade etmemektedir. Sigara aleyhine sürdürülen çalışmaların bu isimle
adlandırılması aslında önemli bir taktik hatasıdır. Sigara ile savaşın
amacı, sigara kullanılmasını yasaklamak veya sigara içenleri cezalandırmak
değildir. Doğal olarak kişilerin sigara içme şeklindeki bireysel tercihleri
de özgürlük kavramı içerisinde mütalaa edilmelidir. Ancak, insanların sigara
içme kadar ve belki ondan önde gelen bir hakları da temiz hava teneffüs
etme özgürlüklerinin olmasıdır. Bu
bağlamda sigara aleyhindeki çalışmaların temel hedeflerinden birisi, pasif
içiciliğin önlenmesidir. Bir diğeri, çocukların sigara içip içmeme konusunda
özgür bir irade ortaya koyabilecekleri yaşa kadar sigara tuzağına düşmelerinin
önlenmesidir. Yine, sigara içenlerin
içtikleri sigaranın ileride kendi başlarına ne tür sorunlar açabilecekleri
hususunda yeterince bilgilendirilmeleri ve söz konusu davranışlarına devam
edip etmeme kararını buna göre vermelerini temin etmek başka bir amaçtır.
Son olarak da, sigarayı bırakmak isteyenlere
yardımcı olmak ve onlara içine düştükleri açmazdan kurtulma yönünde destek
vermektir.
Amerika’yı
yeniden keşfetmeye ne hacet!
Sigara ile mücadele konusunda
yapılabilecek şeyler aslında bellidir ve bu mücadelede önemli aşamalar
kaydetmiş ülkelerde uygulanmış stratejiler önümüzdedir. Bunlar arasında:
sigaranın sağlık ve toplumsal bazda zararları hakkında kamuoyunun bilinçlendirilmesi;
18 yaşından küçüklere, bilhassa okul
önlerinde sigara satışının yasaklanması; sigara reklamlarının önlenmesi;
sigaranın vergilendirilme ve fiyatlandırılmasındaki caydırıcılık; insanların
topluca bulundukları mekanlarda sigara içilmesine mani olunması; sigara
bıraktırma kliniklerinin yaygınlaştırılması
gibi öne çıkanlarından bahsetmek yerinde olur. Fakat sigara aleyhtarı kampanyaların
salt sağlıkçılar tarafından yürütülmesi ve sonuç alınması mümkün değildir.
Politikacılardan medya mensuplarına kadar bir çok kesimin aktif katılımıyla
ancak sonuç alınabilir. Gelişmiş ülkelerde bu önlemlerin hepsi yıllardır
uygulanmaktadır. Oralarda yaşayan insanların sağlıklı yaşamaya bizlerden
daha layık olduklarına inanmıyor isek küresel doğruları yapmaya başlamalıyız.
PASİF
İÇİCİLİK ZARARLI MI?
Temiz
hava soluma özgürlüğü!
Bu
sorunun net bir yanıtı vardır ve EVET’tir. Sigaranın yanması sırasında
nefesle içe çekilen duman ana duman, yanan uçtan dış ortama yayılan kısım
ise yan dumandır. Bu ikisi arasında içerik açısından önemli farklılıklar
mevcuttur. Yan duman daha düşük ısıda dolayısıyla tam yanmamış tütünden
ortaya çıkar ve bu nedenle daha toksik ürünler içerir. Sigara içmeyenlerin
içenlerle aynı kapalı ortamı paylaşması sırasında istem dışı solunan bu
duman pasif içiciliği oluşturur. Pasif
içiciler de aynen aktif içiciler gibi yukarıda değinilen risklere aynen
maruz kalmaktadırlar. Kişilerin sigara içme özgürlükleri olmalıdır,
fakat bundan daha önde gelen sigara içmeme veya temiz hava soluma özgürlükleri
de olmalıdır. Kişi her istediği yerde sigara içme hakkına sahip değildir.
Sigara içilemez alanlara kişinin evi de dahildir ve hatta bu diğer yasak
kapsamındaki alanlardan çok daha önceliklidir. Çünkü, pasif içiciliğin
en kabullenilemez tarafı çocukların buna maruz kalmasıdır. Çocuklar
sigaranın zararlı etkilerine daha duyarlıdırlar. Ülkemizde yapılan çalışmalar
ilkokul çocuklarının her 3/4’ünün pasif içici olduğunu ve bu çocukların
idrarlarında ölçülen kotinin düzeylerinin günde 6 adet sigara içen bir
erişkindeki miktara eşdeğer olduğunu göstermiştir. Sigarayı savunma konusunda
ne kadar ileri giderse gitsin hiçbir anne-baba, en sevdikleri varlıklarının,
kendi içtikleri sigaradan dolayı ileride bir astmalı, kronik bronşitli
olarak yaşamasını veya sık solunum yolu
enfeksiyonu geçiren sağlıksız, mutsuz bir kişi olmasını arzulamaz. Hiçbir
sorumlulukları olmaksızın sadece sigara içen bir anne veya babanın çocuğu
olmaktan dolayı akranlarının aksine özgürce koşup oynayamamaları; ömür
boyu hastane, doktor, acil servis kuyruklarında çile çekmeleri; sık sık
veya devamlı hastalanıp, krize girip çok zor dakikalar, günler geçirmeleri;
tatsız ilaçları kullanmak zorunda kalmaları ve yediklerinden giydiklerine
kadar her şeyde belirli sınırlamalara uymaları gerektiğinden yaşam kalitelerinin
önemli ölçüde bozulması etik açıdan kabul edilebilir bir durum değildir.
Görüldüğü gibi sigara içme davranışı sağlık sorunu olmak yanında aynı zamanda
da bir etik sorundur. Cadde ve sokaklarda, kaldırım ve koridorlarda yerlere
atılmış izmarit ve sigara paketlerinden
hasıl olan görüntüler bu davranışın etik temellerinin vurgulanmasında yeterince
malzeme oluşturmaktadır.
Pasif
içiciliğin zararlarının anlaşılması bu konuda ilginç hukuk davalarına mesnet
olmuştur. 1980’li yıllarda İsveç’te akciğer kanseri tanısı alan bir kadın
sigara içen oda arkadaşını dava etmiştir. Banliyö tren işletmeleri, iş
yeri ve büro sahipleri hakkında benzer davalar gündeme gelmiş ve önemli
tazminatlar ödenmiştir.
SİGARA
BIRAKILABİLİR Mİ?
Sigara
bırakılamaz, bırakılır!
Kuşkusuz
evet. 1970-1990 yılları arasında sadece ABD’de 50 000 000 kişinin sigarayı
bıraktığı bilinmektedir. Bu kadar kişinin başarabildiği bir işi bir başkasının
yapamaması için hiçbir gerekçe olamaz. Sigarayı bırakamayan değil bırakamayacağına
inanmış kişiler vardır. Burada asıl olan kişinin bu işi yapabileceğine
kesin olarak inanmasıdır. Bu inanç olmaksızın yola çıkanlar asla başaramazlar.
“Acaba yapabilir miyim?” “Bir denesem” demek başta kaybetmeye razı olmaktır.
Sigarayı bırakmayı başaranlar arasında yapılan anketler buna muvaffak olanların
büyük çoğunlukla “aniden bırakanlar” olduğunu göstermiştir (Tablo VII).
Sigara
azaltılamaz. Azaltarak bırakacağım düşüncesi sadece bir aldatmaca ve
zaman kazanma olup kişinin sigaraya karşı güçlenmiş savunmasını kırmaya
yönelik bir taktiktir. Kişinin aklı ile arzuları arasındaki bu savaşta
galibiyeti bu taktikleri aşmasıyla mümkün olabilir.
Tablo
VII. Sigarayı Bırakanlar ve Yolları
Bırakma
Şekilleri
|
|
Sigaranın bırakılması için hipnoz ve grup terapilerini de içeren çeşitli yöntemlerle başarı oranı %30 dolaylarında iken, hekimin hastasına zaman ayırarak bir kaç dakika telkinde bulunması ile %5-15 kişide sigaranın bırakılabilmesi mümkün olmaktadır. Bu hiç de azımsanacak bir sonuç değildir. Hekimlerin hastalarından bu kadarını esirgememeleri gerekir.
Bırakmak
için desteğe ihtiyacınız var mı?
Sigarayı
bıraktırma teknikleri sadece hekimlerin ilgi alanında kalmamış ve hemen
herkes bu konuda tavsiyelerde bulunmaya başlamıştır. Magazinlerde hemen
her zaman bu hususta bir iki yazı bulmak olasıdır. Kuşkusuz bu tavsiyelerin
hepsinin de yararlı olduğu durumlar söz konusudur. Kişiler bunlardan kendilerine
uyanları adapte edebilirler. Bu işi kendi başlarına yürütemeyeceğini düşünenler
için profesyonelce destek verebilecek sigarayı bıraktırma klinikleri de
vardır ve ülkemizde de hizmet vermektedirler.
Trabzon’da
Farabi Hastanesinde Göğüs Hastalıkları anabilim dalımıza ait bu amaçla
hizmet veren bir “SİGARAYI BIRAKMA” polikliniğimiz vardır ve randevu ile
hasta kabul etmektedir.
Sigara
içenler bu ünitelere başvurduklarında öncelikle sigara içme davranışı açısından
sorgulanmakta, sigaraya ilk ne zaman başladığı, kaç yıldır içtiği, günde
kaç adet içtiği, sabah ilk sigarasını ne zaman yaktığı, günün hangi zamanlarında
sigara içtiği, sigara içmeden ne kadar durabildiği, sigara içemediği
zamanlarda neler hissettiği ve bu durumun kendisini nasıl etkilediği, sigara
içme davranışlarının altında yatan bireysel motivasyonların neler olduğu
ve bireyin psikososyal durumu belirlenmektedir. Bunu takiben kişiye sigaranın
zararları ve kendisini nasıl etkilediği, gelecekte içtiği sigara yüzünden
nelerle karşılaşabileceği sigarayı bıraktığında kazançlarının neler olacağı
konusunda bir eğitim verilmektedir. Bu eğitim birebir yada grup şeklinde
olabilir ve sesli, görüntülü, interaktif eğitim araç ve gereçlerinden
yararlanılabilir. Bu süreç sonunda bırakma konusunda kesin kararlılığa
ulaşılabilirse eyleme geçiş için bir zaman belirlenmeli ve kişinin kendisiyle
ortak bir planlama yapılarak tatbike konulmaktadır. Uygulamaya geçildiğinde
kişiye çoğu kez psikolojik ama gerekirse
nikotin içeren sakız, bant veya burun spreyleri ile veya diğer bazı ilaçlar
ile tıbbî destek verilmelidir. Ailesinin, yakın çevresinin, işyeri arkadaşlarının
desteğini almak amacıyla, belirlenen bırakma karar ve zamanını başkalarıyla
paylaşmak yararlı olabilir.
Arkadaş
için belki ölünür ama sigara içilmez!
Bırakmada
başarılı olunduğunda en önemli sorun nükstür. “Sigarayı bırakmak iş mi?
Ben şimdiye kadar 40 kere bıraktım!” duvar yazısında vurgulandığı gibi,
tekrar içmeye dönülmesinin önlenmesi en son aşamadır. Genellikle ilk 2-3
aylık dönemi takiben geri dönüş riski büyük oranda azalır. Bu dönemde en
büyük tehlike arkadaş (!) grubudur. “Hiç bir şey olmaz iç be abe!”
“Yak bir tane ölmezsin!” vb arabesk yaklaşımlar (Bakınız Şekil V) kişisel
direnci kırabilmekte ve nikotinin karşı konulması güç çekiciliği ile birleşince
sonuç üzücü olabilmektedir. Hiçbir arkadaşın, sizin yerinize ölemeyeceğini
ve sigaranın başınıza açtığı felaketleri sadece tek başınıza üstlenmek
zorunda kalacağınızı hatırlamak gerekir bu durumlarda... İlk günlerden
itibaren giderek zayıflamakla birlikte kişilerin tekrar sigaraya başlamaları
sigara içme arzusu uyandığında bunu refüze edememelerinden kaynaklanmaktadır.
Bırakan kişinin tek direnç göstermesi gereken nokta zaman zaman şiddetle
gelen bu isteğin karşısında tavizsiz olmak ve bu arzunun ortaya çıkışını
kolaylaştıran faktörlerden uzak kalmaktır. Böyle durumlarda bir nikotin
spreyi de epey işe yarayabilir.
BIRAKMAK
İSTEYENLERE ÖNERİLER
Reddetme
hakkınızı kullanın!
Sigarayı
bırakmak isteyenlere genel tavsiyelerimiz şunlardır: Zamanlamayı iyi yapın.
Tatile veya herhangi bir nedenle seyahate gitmek gibi rutin yaşamınızdan
ve arkadaş çevrenizden uzaklaşmanız gereken olaylar bir şans olabilir.
Sigarayı bıraktığınızı herkese açıklayıp onların desteğini alın. Sizde
sigara içme arzusu uyandıran iş, davranış ve durumlardan
uzak kalmaya çalışın. Örneğin kahvehaneye, içkili yerlere gitmez olun.
Çay yerine soğuk içecekler deneyin. Boş kalmayın, kendinize hobi yada meşguliyet
bulun. Spora zaman ayırın. Sakız, yeşil sebzeler, havuç vb objelerle sigara
arayışınızı engelleyebilir; kalem,
küçük oyuncaklarla da ellerinizi meşgul edebilirsiniz. Sigaraya ayırdığınız
kaynakla
Şekil V. "Eller yukarı!"
kendinizi yada sevdiklerinizi ödüllendirecek sürprizler yapın. Sigara içen arkadaşlarınızdan bir süre uzak kalın. Başkaları tarafından sigara teklif edildiğinde reddetme hakkınızı kullanın. “Hayır” deme özgüvenine sahip olun. Başkalarına göre değil kendi doğrularınıza göre yaşayın. Kendinize saygılı olun. Hiç kimse için hayatınızı riske atmak zorunda değilsiniz. Sigara içme arzusu geldiğinde bırakma nedenlerinizi tek tek hatırlayın, kalkıp dolaşın, dış ortama çıkıp yürüyün, bir kaç kez yavaş ve derin nefes alıp verin. Asla “bir taneden bir şey olmaz” demeyin. Sizden önce milyonlarca kişinin bu işi başardığını ve onların da size benzer sıkıntılar yaşadığını düşünün. Umutsuz olmayın, başaracaksınız. Bu sefer olmadıysa gelecek sefere mutlaka .. Unutmayın sigarayı bırakanların bir çoğu ikinci yada üçüncü denemede buna muvaffak olmaktadırlar.
SİGARAYI
BIRAKINCA ZARARLARINDAN KURTULABİLİR MİYİM?
Sigaranın
neresinden dönülürse kârdır!
Sigaranın
bırakılmasını takiben saatler, günler, yıllar içerisinde vücuttaki zararlı
etkileri önemli ölçüde azalır. Sigarayı bıraktıktan sonraki zaman diliminde
vücutta ortaya çıkan olumlu değişiklikler şöyledir:
İlk
20 dakika: Kan basıncı ve kalp hızı normale
döner. Eller ve ayaklar dolaşım normale döndüğü için ısınmaya başlar.
8 saat:
Kanda oksijen düzeyi normale döner. Kalp krizi riski düşmeye baslar.
24 saat:
Karbonmonoksit (egzoz gazi) vücuttan atılır. Akciğerlerdeki balgam ve diğer
birikimler temizlenmeye baslar.
48 saat:
Nikotin vücutta artık saptanamaz. Tat ve koku alma duyusu artmıştır.
72 saat:
Solunum yolları gevşediği için nefes almak kolaylaşır. Vücut enerjisi artar.
2-12 hafta:
Dolaşım butun vücutta düzelir. Yürümek kolaylaşır.
3-9 ay:Öksürük,
nefes darlığı düzelir. Akciğer işlevi yüzde 5-10 oranında artar.
5
yıl: Kalp krizi riski sigara içenlerin
riskinin yarısına iner.
10
yıl: Akciğer
kanseri riski sigara içenlerin riskinin yarısına iner. Kalp krizi riski
hiç sigara içmemiş biri ile eşit olur.